![]() |
|
|
MAHALLİ OYUNLAR Andırın’da mahalli halk oyunları davul zurna eşliğinde yapılır. Başlıcaları ise; Andırın Üçayağı, Andırın kerebozu, şirvanı ve Halebi, Eminem, Pekmez, Kırıkan, Serçe oyunu, sin sin, Develioğlu, Köroğlu, cezayir, Hasandağı, Ceren, Garip, Gaba, Yemen türküsü oyunu, Lorke, ve güncel diğer yöreye ait oyunlar oynanmaktadır. Andırın'da düğünler çalınmaya başladığı gün, oyuncular geldiğinde oyun için meydana çıkarsa "apdal" denilen davul ve zurnacılar önce kaba havasını çalar. Daha sonra sırasıyla Şirvani, Kırıkhan, Halebi ve Üç ayak havalarını çalar. Oyuncular, bu oyunları oynadıktan sonra aptal hangi havayı çalacağını sorar. Daha sonra oyuncular Delilio, pekmez ve Köroğlu gibi oyunlardan birini ister. Düğünlerde oynanan en meşhur oyun Serçe oyunudur. Bu oyun şöyle oynanır. Ortaya bir ateş yakılır. Oyuncular ateşin etrafında toplanırlar, baştaki ve sondaki oyuncu ellerine birer çubuk alırlar. Bu esnada davul-zurna çalınmaya devam eder. Baştaki oyuncu ne yaparsa diğer oyuncular da onu yapmak zorundalar, yapamayanlara çubukla vurulur. Ateşin etrafında dolanmak suretiyle oynanmaktadır. Yine Cirit oyunu oynanmaktadır. Atların üzerine binilir, binici eline bir cirit alır. Bu ciritle hedef gösterilen bir binici vurulmaya çalışılır. Fakat tehlikesi dolayısıyla pek oynanmaz olup bırakılmıştır. Sinsin oyunu da oynanır. Bu oyun şöyle oynanır: Gece oynanır. Davul zurna sinsin havasını sürekli çalar. Bir alana ateş yakılır, ateşin etrafında oyuncular halka şeklini oluştururlar. Bir kişi de ateşin başında bekler. Ateşin başında oynayan kişi, topluluktan biri çıktığı zaman alanı terk eder. Bu terk etme işinde atik davranmaz ise oyuna giren kişi oynayanın sırtına yumrukla vurarak çıkmasını sağlar. Bu oyun çevredeki seyirciler tarafından büyük bir beğeniyle izlenir. Kös Oyunu Büyük bir mukavvanın üzerine 4 cm’lik aralıklarla karşılıklı 12 adet kare çizilir. Oyuncular 12 tane mısır ve 12 tane fasulye tanesi alırlar ve karşılıklı olarak karenin başlangıç çizgisine dizerler. 4 tane bir tarafı açık bir tarafı kapalı çubuklar alınır çubukların 3’ünü sol elimize alıp diğerlerini de çubuklara vurup yere atarız. Çubukların üçü kapalı biri açık düşerse kös olur. kös yapan kişi taşını bir sıra öne çıkarır ve çubukları bir defa daha atar. Eğer kös yapmazsa ne taşını öne çıkarabilir, ne de çubuk atma hakkına sahip olur. Çubukların 2’si kapalı 2’si açık düştüğünde tıkır olur. Tıkır olduğunda taşı iki sıra ilerletir. Çubukları tekrar atamaz. Çubukların 3’ü açık biri kapalı düşerse 3 ak olur ve 3 sayı ilerlenir. Çubuklar tekrar atılmaz. Çubukların 4’ü de açık düştüğünde 4 ak olur ve 4 sayı ilerlenir. Çubuklar tekrar atılır. Çubukların 4’ü de kapalı düşerse atlı olur taş 6 sayı ilerletilir ve çubuklar tekrar atılır. Kös, tıkır, 3 ak, 4 ak, atlı gibi sayılar geldiğinde taş ilerler ve karşı oyuncunun karelerine girer yerine bizimkini koyarız. Kimin taşı azalırsa o mağlup olur. KÖKGÜÇ Genellikle yaşları 7-15 arasındaki erkek çocuklar tarafından güzün ve kışın oynanan bir oyundur. Ortalama 70-90 cm uzunluğunda kazıklarla çimenli yer veya toprağı yumuşak yerde bazen de zibilliklerde oynanır. En az iki kişi veya 4-5 kişi ile de oynanır. Bir kişi kökgücünü ayağının birisinin bir adım kadar ilerisine bir eli ile fırlatmak suretiyle batırır. Batıramaz ise durum değişmez kökgüç nasıl düşmüşse öyle kalır. İdeal olanı ise kökgücün olabildiği kadar çok toprağa batması ve dik durmasıdır. Sıra ile diğer oyuncu kendi kökgücünü bir önceki oyuncunun kökgücüne çarptırarak batırmak maksadıyla fırlatır. Kendi kökgücü rakibin kökgücünü yatırır ve kendisininki batmış olarak durursa rakibin kökgücünü alır. Eğer rakibin kökgücünü yatırır, fakat kendi kökgücünün bir bölümü hala toprakta kalırsa alamaz. Bu duruma "burnu boktan çıkmadı" denir. İkincinin kökgücünün darbesi ile , iki kökgüç de birden topraktan çıkar ve yıkılmış olursa buna "dana yatış oldu" denir ve sırası gelen devam eder. Kökgücü tükenen yeni kökgüç bulmazsa oyun sona erer. GÜLLE Başka yerlerde misket diye bildiğimiz bilyelere Köleli'de GÜLLE denir. İki türlüdür. Birisi piyasada satılan camdan yapılmış misketlerdir ki bunlara CINCIK GÜLLE denir. Köleli'de bu pek itibar görmez. Diğeri ise sert ve çeşitli renkli taşlardan yapılır. Gülle yapılan taşlara maden denir. İyi bir gülle için iyi bir madene ihtiyaç vardır. Bunlar önce kabuklu ceviz büyüklüğü kadar parçalara ayrılır sonra bundan daha sert olan taşlarla çintilmek suretiyle gülle haline getirilir. Bazen bu çintme işini orak kırıkları ile de yapmak mümkündür. Taştan yapılan gülleler cıncık güllelerden daha büyüktür. Bunlar istenilen küçüklüğe ve yuvarlaklığa geldikten sonra üzeri törpü görevini yapan tırtıllı kızıl taşlarla törpülenmek suretiyle son pürüzlerde temizlenmiş olur. Bu maksatla bazen zımpara da kullanılır, fakat bunlar nadiren bulunur. Artık gülleler kullanılmaya hazırdır. İyi bir güllenin yapımı 3-5 gün sürer, bu gülleleri genelde çobanlar yapar. ÇOCUKLU GÜLLE İki kişi ile oynanır. Takriben 1.5-2 m aralıklarla karşılıklı oturulur. Bacaklar açılır. Oyunculardan birisi güllesini bacakları arasında vücuduna yakın bir noktada yere bırakır, buna "gülle dikmek" denir. Diğeri yine kendi vücuduna göre aynı yere koyarak güllesini sağ elinin işaret parmağını orta parmağının üzerine koyar ve işaret parmağının geri hareketi ile orta parmağın çarptığı gülle hızla rakibin güllesine sevk edilir. Buna "gülle sıkma" denir. Gülleyi sıkan rakibin güllesini vurursa onu hamile bırakmış olur. Yani bir çocuk yapmıştır. Sonra sıra rakibe gelir. Ve böylece karþýlýklý gülle sýkmalar devam eder. Süre; ya oyunun sýkýcý bir hal almasýna veya hayvanlarýn kontrolü için ayrýlmak zorunda kalýnmasýna baðlýdýr. Oyun bitiminde kimin daha fazla vuruþu varsa fark kadar çocuk yapmýþ olur. Bu yenilen için oldukça gurur kýrýcý bir iþtir. Yenen sýk sýk benim "falancada þu kadar çocuðum var" der. Tekrar oynandýðýnda veya oyun esnasýnda çocuðun azalmasýna "çocuk çýkarma" denir. Genellikle ikiden fazla oyuncu yoksa bu oyun tercih edilir. BAÞCILLIKLI GÜLLE Ýkiden fazla oyuncu ile oynanýr. Genellikle etrafý çayýr olan bir patika tercih edilir. Önce gülleler rasgele atýlýr, sonra sýra ile gülle sýkýlýr, vurulan güllenin sahibi oyun dýþý kalýr, böyle son tek kiþi kalýncaya kadar devam eder ve son kiþi bir baþcýllýk almýþ olur. Bundan sonra ilk yenilen en baþa koymak üzere gülleler patika üzerine 2-3 m. aralýklarla dizilir. Baþcýllýk alan en baþtan güllesini dizi boyunca sýkar ve vurduðu gülle oyun dýþý kalýr, böylece sýrayla bütün gülleler sýkýlýr ve yine tek gülle kalýncaya kadar devam edilir. Oyun sonunda en çok baþcýllýk alan birinci olur. Daha uzaklara gülle sýkabilmek için sol el yumruk yapýlýp yere konur ve güle onun üzerine konulmak suretiyle sýkýlabilir. Çok daha uzaklara sýkmak için de sol el içi ayný amaçla kullanýlabilir. GEVİŞ Tespi ağacının tespih büyüklüğündeki tohumlarına "geviş" denir. Bununla oynanan oyunun adı da gevişdir. En az iki kişi ile oynanır. 3-4 kişi ile oynandığı da olur. İki kişilik oyunda; karşılıklı oturulur, herkesin 27 şer adet gevişi olur. Bunları dokuzar, dokuzar küçük yalaklara koyarlar ve bu yalaklara ev denir. Yalakların arasındaki mesafe 10 cm civarında olur. Oyunculardan birisi bir elinin beş parmağını açarak evlerin ortasına koyar ve "Gailem kaçtan" der; diğeri ise genellikle "sağ baştan on beşten" der. Sağ baştan itibaren evler üzerinde on beşe kadar sayılır ve sayma işi hangi evin üzerinde sona ererse oradan başlanır. Oyunun başlamasına göçme denir. Oyuna başlayan bulunulan evden başlamak üzere, her eve birer tane geviş koymak suretiyle o evin gevişlerini sıra ile dağıtır. Son gevişin düştüğü yerdeki geviş sayısı sayılır bu sayı iki veya dört ise alınır. Sonra rakibi istediği bir evi göçer, burada amaç son gevişin düştüğü evdeki gevişleri almak suretiyle çok geviş toplamaktır. Bu böyle devam ettikten sonra evlerde geviş kalmaz. Herkes elindeki gevişi dokuzarlı gruplara ayırarak tekrar evlerine yerleştirir. Geviş sayısı 27'den az olanlar oyuna yenik olarak başlar. 9'ar olan evleri tamamlar geri kalanı da 9'dan az olarak bir eve koyar. Bu eksik olan evdeki geviş sayısı bir tane ise oğlu oldu, yedi ve daha az ise kızı oldu denir, sekiz ise rakip oyuncu tarafından 9'a tamamlanır. Oğlan evinin üzerine bir ayakkabı konur, içerideki geviş sayısını gizlemek amacıyla yapılmıştır. Eğer göçmeler sırasında son geviş oğul buluna evin üzerinde biter ise, evdeki geviş sayılır, tek ise dokunulmaz ,çift ise rakip oyuncu o evdeki, gevişin hepsini alır ve o eve geviş konmaz ve ev "kör oldu" denir. Oğul sahibinin böyle bir hakkı yoktur. Oyun bitinceye kadar oğul sahibinin evi körlenmezse oradaki gevişlerin tamamı o oyuncunun olur. Kız olan evin üzerine de bir ayakkabı konur. Göçmeler sırasında o evde biten her göç sonunda gevişler sayılır çift ise yarısı alınır. Genellikle oğul olmak tercih edilir. Kız olan eve son gevişin düşmesine kıza basma denir. Bu kızı olan oyuncu için üzücü bir durumdur. CONT Üç daldan oluşan ağacın kesilmesi sonucu saç ayağı şeklinin oluşması ile elde edilen şekle “çont” denir. 5-6 kişi ile oynanır, her oyuncunun elinde bir metre civarında boyu olan bir sopa vardır. Bir çizgi çizilir burası meledir. Çizgiden 10-15 m. kadar uzağa üç ayağı üzerine çont konur. Ebe olan oyuncu bu çontun ayakta durmasından sorumludur. Diğer oyuncular sıra ile ellerindeki sopayı conta fırlatırlar. Amaç çontun yıkılmasıdır. Çontun yıkılma süresince gidip sopalarını alıp melenin yanına gelmeleri gerekir. Ebe oyuncu bu arada koşan oyuncuya dokunursa o yanar ve ebe olur. ÇIZZAN Özellikle yaz aylarında ve yaylada oynanan bir oyundur. Tahteravalli'ye biraz benzer. 4-5 m. uzunluğunda en az 30-40 cm çapında düzgün bir ağaç seçilir. Tam ortasındaki ağırlık noktasından tahranın ucu kullanılarak kabuklu cebiz büyüklüğünde bir çukur açılır. Ayrıca 1-1.5 m. yüksekliğinde sağlam bir ağaçtan bir direk yapılır ve toprağa sıkıca çakılır. Bu direğin tepesi, ortası delinen ağacın çukuruna girecek şekilde yerleştirilir. İyi bir cızzan'ın bu durumda dengede durması gerekir. Cızzan'ın iki ucuna birer kişi ata biner gibi oturur. Tahteravalli gibi sıçrayarak dönerler. Bazen seyircilerin itmesi ile sadece dönülür. Dönerken cızzan'ın adının geldiğini zannettiğim gıcırtılı sesi çıkarması için kömür ve tereyağı yuvaya konur. EŞKİYA OYUNU: Geceleri karanlık ortamda oynanır. Oyun iki grup arasında oynanır.Çift süren köylüleri ışkıye (eşkıya)ler basar, soyarlar ve döverler.Bunun haberini alan cendermeler eşkıyaların peşine düşer. Gece olduğu için biraz tehlikeli ve yorucu bir oyun. Yakalanan eşkıyalara değişik cezalar verilerek oyun sona erer. KÖŞKER OYUNU: Çayır-çimenlik, dikensiz bir yere bir kazık çakılır ve kazığa bir örme (ip) bağlanır. Kura sonucu biri bu ipi tutmaya mahkum olur, yani ebe olur. Bütün oyuncular lastik ayakkabılarını çıkararak kazığın dibine toplu şekilde koyarlar. Ebe bu ayakkabıları bekler. İpin ucunu bırakmamak şartıyla yaklaşanları ayağı ile dokunmaya çalışır.Oyuncular bu ayakkabıları kaparak bitirirlerse ,ebe ipi bırakarak kaçmak zorunda kalır. Bu fırsatı kaçırmayan oyuncular kaçan ebeyi ayakkabı yağmuruna tutarlar. Oyun bu şekilde devam eder. KAYDIRMAÇ OYUNU: Kura çekiler mere (oyun çizgileri) belirlenir. Çizgiye düz şekilde koyulan çubuğu, diğer çubuklarla yerinden oynatmak esastır… KILIÇ OYUNU: Taşlarla oynanır. Loğça denilen taş, sabit bir taş üzerine konur.Diğer oyuncular bu taşa vurarak uzağa götürmeye çalışırlar. Mereden (sabit taş) ayak sayılır. 1,2,3….kılıç, kıldırgıç, kırküç, elli, belli,… diye sayı tamamlayan galip sayılır. SÜLEMPE OYUNU: Taşla oynanır.Kılıç oyununa benzer. |
||||||||||||